Gübre Takip Sistemi’ndeki Yanlışlar Bir An Önce Çözülmeli

Türkiye’de kimyevi gübrenin kullanılmasına 1950’li yıllarda başlanılmış olup, 1970’li yıllara kadar çiftçilerimiz bu kimyasalları kullanmada çekimser olmuşlardır. Sonraki yıllarda Tarım Bakanlığı’nın çiftçilere gübre ve gübrelemenin önemine yönelik bilgilendirme çalışmaları sonucu gübre kullanımı yaygınlaşmış olup, 1987 yılına kadar tamamı devlet eliyle, 1987’den 2002 yılına kadar da gübre sektörüne özel sektör de dahil edilip, tamamı devlet kontrolünde çiftçilere ulaştırılmış, 2002 yılından sonra ise, devlet gübre sektöründe sadece denetim görevini üstlenerek, temin ve dağıtımını özel sektöre bırakmıştır. Özel sektörün daha aktif rol oynaması neticesinde her geçen yıl gübre kullanımı artmıştır.


Ülkemizde binden fazla firma gübre sektöründe faaliyet göstermektedir. Gübre sektöründe üretici veya ithalatçı olarak faaliyet gösteren firmalar Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan Lisans Belgesi almak zorundadırlar. Üretici ve ithalatçı lisanlarının ayrı ayrı alındığı farz sayarsak ülkemiz de tahminen 600-700 civarında firma aktif olarak faaliyet göstermektedir. Ülkemizde klasik gübre sektörünün yüzde 85’lik kısmı çok az firma tarafından yapılmaktadır. Son yıllarda, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de özel gübre sektörü gelişmektedir.


İrili, ufaklı bu firmalarda ziraat mühendisleri, kimyagerler, kimya mühendisleri, işletme mezunları başta olmak üzere birçok meslek grubundan insanımız istihdam edilmektedir. Gübre sektörü ham maddeyi dışarıdan temin edip, mamul hale getiren yüzlerce işçi ve teknik personelin vardiyalı olarak çalıştığı milyarlarca dolarlık büyük entegre fabrikalardan, muhtelif bitki besin maddesi-iz elementleri sadece bitkiye ve ürüne özel karışımlar yaparak sıfır atıkla daha az personelle çalışan işletmelere, tamamı hazır ambalajlı olarak ithalat yapan firmalara ve yerli kaynakların değerlendirilip organik, organomineral ve solucan gübresi üreten küçük, orta ve büyük ölçekli olup yüzlerle ifade edilebilen çok sayıda firma ve bu firmalarda istihdam eden toplamda binlerce personelden oluşmaktadır. Tarımın oluşturduğu gayri safi yurt içi hasılanın (GSYİH) en büyük kısımlarından birini gübre sektörü oluşturmaktadır. Sektörün oluşturduğu ekonomik büyüklük ve sağladığı istihdam ülke ekonomisi için çok önemlidir. Gübre sektöründe faaliyet gösteren firmaların 140 tanesi dernek üyemizdir. İşlem hacmi açısından değerlendirdiğimizde ülkemizde faaliyet gösteren firmaların çok önemli bir kısmı GÜİD üyesidir.


Ülkemizde 2019 yılı itibariyle yaklaşık olarak 6 milyon ton civarında gübre tüketilmiştir. Tüketilen gübrenin yarısı azotlu gübrelerden oluşmaktadır. 2017 yılında 6,7 milyon ton gübre tüketimi vardı. Ancak 2018 yılı 2’inci yarısından itibaren ekonomik daralma sonucu gübre tüketimi 2018 yılında bir önceki yıla göre yüzde 26 civarında gerileyerek 5,3 milyon tonlara gerilemiştir. Ancak 2019 yılında gübre kullanımında artış 2018 yılına göre yüzde 13 civarındadır.


Dünyada 200 milyon ton üzerinde gübre tüketilmektedir. Bu gübrenin yüzde 57’lik kısmını azotlu gübreler oluşturmaktadır. Çin, Hindistan, Kanada, ABD gibi geniş tarım arazisi ve nüfusa sahip ülkeler üretim ve tüketim konusunda lider konumdadırlar. Fosfat kaynaklarının fazla olması nedeniyle Kuzey Amerika ile Kuzey ve Orta Afrika ülkelerinde üretim fazlalığı oluşmaktadır. Türkiye dünyada en çok tüketilen azotlu gübre üretiminde 22’inci sıradadır. Fosforlu gübre üretimi konusunda 2005-2015 yılları arasında üretimini Fas’tan sonra en çok artıran ülke Türkiye olup dünyada fosforlu gübre üretimi konusunda 12’inci sırada yer almaktadır. Potasyumlu gübrelerin üretimi ise Rusya, Kanada ve Belarus tarafından yapılmaktadır.


Ülkemizde tüketilen gübrenin yüzde 60’a yakın kısmı üretim olarak gözükmektedir. Maalesef, hammadde kaynakları açısından değerlendirdiğimizde gübre sektörü yüzde 90-95 civarında ithalata dayalıdır. Bu nedenle gübre fiyatlarının belirlenmesinde birinci etken kurların değişimidir.


Hammadde kaynakları açısından dışa bağımlı olsak da, üretimini yaptığımız gübrenin yüzde 10’un altında bir kısmını ihraç ediyoruz. Ayrıca son yıllarda işlem hacmi düşükte olsa özellikle özel gübre alanında ihracat yaptığımız ülke sayısı 60 kadar ülkeye ulaşmıştır. Tüm bu bilgiler ışığında 200 milyon dolar civarında gübre ihracatı yapıyoruz. Öncelikli ihracatımız Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkeleri, Türk cumhuriyetleri ve Arap Ülkeleri olmak üzere, Avrupa’dan Asya’ya her yere gübre ihracatı yapmaktayız. GÜİD üyelerimiz arasında Vietnam’a, Tayland’a ihracat yapan firmalar bulunmaktadır. Tüm dünyada kullanımı artan özel gübre sanayinde önemli bir yer edineceğimize yürekten inanıyor ve çalışıyoruz.


GÜİD olarak hedefimiz; dünyada tarımda gelişmiş ülkelerde verim ve kalite artışı sağlayan bitki besinlerinin üretim veya ithalat yoluyla temin edilerek eş zamanlı olarak Türk çiftçisine de kazandırıp, gübre olabilecek yerli kaynaklarımızın da azami ölçüde değerlendirilerek gübre haline getirilip, daha fazla ürün deseni ile ihracat yapamadığımız ülkelere de açılmaktır. Son yıllarda artan özel ve organik gübre ihracatında destek ve teşviklerin artması en büyük temennilerimizdendir


Endüstrideki 4.0 süreci Türkiye’de de başlamış olup, ileri teknoloji kullanımı istihdam sorununa neden olsa da yeni ve farklı teknolojik yöntemler uygulayan işletmeler ve bu işletmelerden elde edilen bitki besinleri ilave istihdam oluşturmaktadır. Yerli kaynaklar ve atıklar kullanılarak bunların gübreye dönüştürülmesi ve bu dönüşümle ilgili dünya gübre sektöründe faaliyet gösteren firmalarla eş zamanlı olarak teknoloji kullanımı yerli birçok firma tarafından uluslararası firmalarla rekabet eder konuma gelmişlerdir. Son yıllarda organa mineral, inhibitörlü gübreler ve drone ya da uydu takibi gibi konularda oldukça fazla gelişmeler mevcut. Aynı zamanda kontrollü salınan gübrelerin üretimi de ülkemizde yapılmaya başlandı. Yine nano boyuta düşürülen bazı elementlerin yarayışlılığı üzerine çalışmalar da devam ediyor. Son yıllarda tüm dünyada ortak eylem planları özellikle doğanın korunması konuları global pazarda etkilerini göstermektedir. Özellikle UN Global Compact kuralları çerçevesinde tüm firmalar ve Pazar paydaşları kendilerini ve üretimleriyle satış faaliyetlerini bu yönde organize etmeye çalışıyorlar. Değişik kontroller ve yaptırımlar bu çerçevede gelişecek gibi görünüyor. Doğaya dost, çevre kirliliklerine daha az etki eden gübrelerde yavaş yavaş öne çıkıyor. 


Dünya ile rekabette geri kalmamak adına sektörün sorunlarına kulak verilmelidir. Sektör paydaşlarının son yıllara en çok şikayet ettiği konu GTS adı altında uygulamaya konulan Gübre Takip Sistemi’dir. GTS uygulamasındaki yanlışlıklar ve eksikliklerin ivedi bir şekilde çözümlenmesi zaruriyet arz etmektedir. Konuyla ilgili konuşacak ve söylenecek çok şey olması nedeniyle, daha sonra detaylıca konuyu irdelemek gerekmektedir.


Gübre sektörünün GTS dışındaki sorunları olarak; dışa bağımlı olmak buna bağlı olarak dövizdeki baskıdan dolayı fiyatlarda oluşan istikrarsızlıklar, kamu kuruluşları arasındaki uyumsuzluklar yatırım maliyetlerinin yüksek olması, hammadde de dışa bağımlıyken üstüne enerji maliyetlerinin yüksekliği, tahsilat başta olmak üzere vadenin uzun olması nedeniyle yaşanana finansal zorluklar sayabiliriz.


Hammadde kaynaklarının olmaması, enerji maliyetlerinin yüksek olması dünya ile rekabetçi olmamızı engellemektedir. Devletimizin başta ihracat olmak şartıyla gübre ile ilgili konularda desteğini artırmasını beklemekteyiz. Özellikle hammadde kaynakları fazla olan ülkelerle işbirlikleri desteklenmelidir.


Temel sorunlardan biri de, toprak analizlerinin ve çiftçi bilgilendirmelerinin yeterince yapılamaması nedeniyle bilinçsiz gübreleme yapılması da önemli sorunlar arasındadır.

Tarım ve Orman Bakanlığı başta olmak üzere özel sektör paydaşları, üniversiteler, kamu kurum ve kuruluşlarının kısaca tarımla ilgili herkesin katılımcı olacağı, gübre konusunda gelişmenin nasıl yapılacağı, sorunlara çözümlerin bulunulacağı çalışma ve çalıştayların sayısının artması sektörün kalkınması ve gelişmesine destek olacaktır. Bu çalışmalar neticesinde ihtiyaç duyulması halinde gübre kanunun çıkarılması söz konusu olabilir.


Tarımsal kaynakları korunmanın temel şartlarından biri bilinçli gübre kullanmaktır. Ülkemizde gübre bilinçsiz kullanıldığı gibi miktar olarak da az kullanılmaktadır. Hollanda’da hektara saf gübre kullanımı 530 kg, Almanya’da 240 kg iken bizde saf gübre olarak hektara kullanım 100 kg seviyesindedir. Yetersiz ve yanlış gübre kullanımı başta olmak üzere birçok etmenden kaynaklı ülkemiz tarımında birim alanda verim ve kalite düşüklüğü yaşanmaktadır. Hal böyleyken her üründe çiftimize doğru reçeteyi yazmak önem arz etmektedir. Gübre tavsiyesi yapmadan önce; toprak analizi, yetiştirilecek ürünün bitki besin maddesi istekleri, bölgenin iklim şartları, sulama şartları ve sulama şekilleri ve hedeflenen verim gibi birçok verinin toplanarak uzmanlar tarafından reçete yazılmalıdır. Sonuç olarak; doğru miktarda, doğru zamanda, doğru gübreyi doğru yere uyguladığımız zaman hem verim ve kalite hedeflerimize ulaşır hem de sürdürülebilir tarımın desteklemiş oluruz.